Connect with us

Biyokütle

Biyokütle yeni potansiyel gelir modelleri

Yayın Tarihi

on

Biyokütle ve biyoenerji sektöründe temel gelir santrallerde elektrik üretimi ile elde edilmektedir. Enerji sektörü üzerinden gelir sağlamak konvansiyonel bir yaklaşımdır ancak tek gelir kaynağı olarak görmek doğru değildir. Elektrik fiyatları ve üretimi için teşvikler değişkendir ve belirli lisans süreleri için geçerlidir. Sabit fiyattan alım garantisinin sonuna yaklaşan santrallerin ek ve yeni gelir modelleri oluşturması kaçınılmazdır. Sadece elektrik üretimine dayalı bir gelir kapısı uzun vadede rekabetçi değildir ve şirketin kazancını düşürebilir. Yan gelir kaynaklarına yönelen, bu alanlarda Ar-Ge çalışmaları ve yatırım yapan şirketler kendini güvenceye alabilmektedir. Tıpkı çiftçilerin sadece gıda amaçlı tarım değil, enerji bitkileri (mısır ve şeker kamışı gibi C4 karbon tutulumu özelliğine sahip, fotosentez kapasitesi yüksek ve daha verimli bir karbon yakalama mekanizmasıyla işleyen enerji açısından zengin bitkiler) de yetiştirerek biyokütle sektörüne kaynak sağlamalarıyla kendilerine ek gelir elde edebilmesi gibi, biyokütle ve biyoenerji sektörlerinde de elektrik üretimine ek, yeni potansiyel gelir modelleri oluşmaktadır.

Atık ısıdan seracılık

Biyokütle santrallerinde açığa çıkan atık ısıların geri kazanılıp kullanılması enerji açısından dışarıya olan bağımlılığı önemli ölçüde azaltarak ülke ekonomisine katkı sağlar, enerji kullanımı kaynaklı emisyon miktarlarını azaltır, yeni iş imkânlarını yaratarak istihdam sağlar. Depolama sahalarındaki atıkların havasız ortamda çürümesi sonucunda oluşan biyogaz içerisinde bulunan metan, CO2 ’e göre 20-25 kat daha fazla sera etkisi oluşturur. Geri kazanılan ısı, santrallerin civarına kurulan seranın ısıtılmasında kullanılabilmektedir. Sera işletme maliyetlerinin en önemli kalemi olan ısıtma giderleri böylece ortadan kalkmaktadır. Atık ısının transfer edilmesi sonucu seranın ısıtılmasıyla enerji verimliliği sağlanır, enerjiye olan talep azalır, seranın ısıtılması için geleneksel olarak kullanılan fosil yakıtlara alternatif çevre dostu bir sistemi oluşur. Türkiye’de domates, biber, salatalık, patlıcan, çilek gibi sebze ve meyvelerin yanı sıra orkide gibi çiçek türleri de atık ısıdan seracılık kapsamında üretilmektedir. Bu ürünler tesislerde ticari amaçlı doğrudan vatandaşa satılabildiği gibi iç piyasaya da sunulmaktadır. Aynı zamanda yerli patates tohumu üretilerek büyük cips firmalarına pazarlanmakta ve yaban mersini, begonya, petunya, lavanta fideleri de çoğaltılarak belediyelere satılmaktadır. Talebe göre akvaryum bitkileri de üretilerek yurtdışına ihraç edilmektedir.

Yeni nesil ulaşım biyoyakıtları

Biyokütleden ısı enerjisi veya elektrik üretmek amacıyla yakıt olarak yararlanılabilir. Biyokütlenin enerji olarak değerlendirilmesinde ise; katı, sıvı ve gaz yakıtlar elde etmek için çeşitli teknolojiler kullanılır. Biyokütleden elde edilen biyoyakıtlar, fosil yakıtlarla birlikte karıştırılarak taşıt yakıtı olarak kullanılabilirler ve ek gelir oluşturabilirler. Bu yeni nesil yakıtlar çoğunlukla Ar-Ge ve pilot aşamasında olsa bile gelişen teknolojilerin hızı umut vericidir ve potansiyel geliri yansıtmaktadır. Biyodizel, bitkisel yağların, kullanılmış atık yağların veya hayvansal yağların alkol ile uygun bir katalizör kullanılarak kimyasal tepkimesi sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür. Tepkimenin yan ürünü olarak ortaya gliserin, saflaştırılıp parfüm, sabun, kozmetik, ilaç, kağıt, tütün, reçine, tekstil, fotoğraf ve yem sanayi gibi çok geniş bir yelpazede katma değerli ürünlere dönüştürülebilir. Biyodizel, dizel motor yanma verimini ve emisyon oluşumunu olumsuz etkileyen kükürdü, aromatik hidrokarbonları, metalleri ve ham petrol artıklarını bünyesinde içermez. Biyodizel saf olarak veya her oranda petrol kökenli dizel yakıt ile karıştırılarak yakıt olarak kullanılabilir. Saf biyodizel ve dizel-biyodizel karışımları bir dizel motoruna küçük değişiklikler yapılarak kullanılabilir. Biyodizel araç özelliklerinin getirdiği sınırlamalar sonucu genellikle dizel ile %5’e kadar karıştırılır. Daha yüksek biyodizel yakıt karışımları filo araçları (kamyonlar ve otobüsler gibi) söz konusu olduğunda kullanılır. Ayrıca, jeneratör veya kalorifer yakıtı olarak da kullanılabilir.

Etanolün motorlarda kullanımı düşüncesi daha çok geniş tarım alanlarına sahip ülkelerde yaygındır. Biyogaz, organik materyallerin anaerobik bozunmasından salınan ve çoğunlukla metan adı verilen, yükseltilmiş formundan daha düşük ısı içeriğine sahip bir metan ve CO2 karışımıdır. Yükseltilirse, doğalgaz şebekelerine eklenebilir veya gazlı araçlarda ulaşım yakıtı olarak kullanılabilmektedir. Termokimyasal dönüşüm süreçleri kullanılarak, çok çeşitli biyokütle hammaddeleri, çeşitli sıvı ve gazlı taşıma yakıtlarına dönüştürülebilmektedir. Örneğin;

  • Gazlaştırma ile sentez gazının katalitik olarak bir sıvı yakıta yükseltilmesi (örneğin, Fischer Tropsch işlemi kullanılarak) birleştirildiğinde, bir dizi sentetik biyoyakıt (sentez yakıt) üretme potansiyeli vardır.
  • Mevcut piroliz işlemlerinden üretilen piroliz yağları, doğrudan geleneksel bir petrol rafinerisine entegre edilemez ve daha düşük asitlik ve su içeriğine yükseltme gerektirmektedir. Bu, piroliz yağının bir rafineriye taşınmasından sonra yapılabilir. İyileştirilmiş piroliz yağı daha sonra dizel veya benzin gibi geleneksel rafineri ürünleri üreten hidro-kırma veya FCC (akışkan katalitik kırma) gibi mevcut bir rafineri işlemine dahil edilebilir.
  • Mikroalgler, çeşitli yararlı ürünler üretmek için hasat edilebilen kimyasallar ve maddeler üreten mikroskobik fotosentetik organizmalardır. Mikroalglerle birçok dönüşüm yolu mümkün olsa da, biyodizel üretmek için ekstrakte edilebilen ve esterleştirilebilen yüksek lipid konsantrasyonu, biyoenerji için en umut vaat eden yöntemdir.

 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Biyokütle

Biyokütle için uygulanan temel destek mekanizmalarının gelişimi

Yayın Tarihi

on

Yazar

Mevzuat ve yönetmelikler kapsamındaki destek mekanizmaları, tüm biyokütle uygulamaları için gerekli olmakla birlikte, biyokütlenin gelişimi için özel politikalara da ihtiyaç duyulmaktadır.

Biyoenerji için politika girişimleri, biyoenerji için uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunda etkili olabilmekte ve desteklerin uzun vadeli devamlılığı, biyoenerjinin başarılı gelişimi için önem taşımaktadır. Geliştirilen politikaların, biyoenerjinin gelişim aşamalarını dikkate alarak tutarlı teşvikler sağlaması gerekmektedir. Biyoenerji üzerine geliştirilen politika ve stratejilerin; güvenilirlik, uygulanabilirlik, açıklık ve şeffaflık gibi kriterleri karşılaması gerekmektedir.

Farklı gelişim aşamaları için destek mekanizmaları

Biyoenerjinin gelişimindeki her aşama için belirli politikalar ve destek mekanizmaları geçerli olmaktadır.

Ar-Ge

Yatırım ile ilgili destekler, yatırım maliyetlerinin yarattığı engelleri azaltmaktadır. Bu destekler, doğrudan yatırım desteği, düşük faizli krediler ve yatırım maliyetlerini düşüren diğer mali önlemleri kapsamaktadır.

Gelişim

Piyasanın ilk aşamalarında desteklerin temel amacı teknolojinin tanıtılması ve geliştirilmesini sağlayarak maliyet açıklarını azaltmaktadır. Bu destekler, tarife garantileri (FiT), tarife primleri (FiP) ve vergi muafiyetleri gibi destekleri kapsamakta ve tedarik zincirinin farklı aşamalarında etkili olabilmektedir. Diğer taraftan, kota, sınırlar ve ihaleler gibi miktar temelli destek mekanizmaları da bulunmaktadır. Kota yükümlülükleri, tüketicilere, tedarikçilere veya üreticilere uygulanan minimum biyoenerji paylarını ifade etmektedir. Bunların yanı sıra, bir uygunluk mekanizması sağlayabilmesi için ticareti yapılabilen sertifikalar da geliştirilmektedir. Gelişim aşamalarına yönelik destekler, yeni teknolojilerin gelişimini ve piyasa oyuncularının bu teknolojilere erişimini sağlayabilmekte ve ürünlerin standartlaştırılmasını kolaylaştırabilmektedir.

Kitlesel piyasalar

Yeni bir teknolojinin piyasaya girişinin ardından, çeşitli yapısal destekler gerekli olabilmektedir. Bu destekler, biyoenerjinin olumlu dış etkilerini temel alarak geliştirilmektedir. Bununla birlikte, biyoenerji üretim seçeneklerini teşvik etmek için sürdürülebilirlik faktörlerini dikkate almak büyük önem taşımaktadır. Tek başına üretimi teşvik eden destekler yeterli olmamakla birlikte, enerji güvenliği, iklim değişikliğini azaltma ve ekonomik kalkınma gibi hedefleri de içeren kapsayıcı teşvikler geliştirilmelidir.

Kaynak:
PwC Türkiye/ Biyokütle Ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış

Devamını Oku

Biyokütle

YEKDEM güncellemeleri

Yayın Tarihi

on

Yazar

Türkiye’de tarife garantisi, kullanılan teknolojiye göre farklılık göstermeksizin 133 $/MWh (117 €/MWh) seviyesinde uygulanmaktaydı. Her ne kadar yeni destek mekanizması yürürlüğe girmiş olsa da, 1/1/2021 tarihinden 30/6/2021 tarihine kadar işletmeye girecek olan Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Destekleme Mekanizmasına tabi YEK Belgeli üretim lisansı sahipleri için, 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun Kanuna ekli Cetvellerde yer alan fiyat tarifeleri ve yerli katkı fiyatları 31/12/2030 tarihine kadar uygulanmaktadır. 29/01/2021 tarihli ve 3453 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile birlikte, 01/07/2021 tarihinden itibaren işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için uygulanacak fiyat tarifeleri ve yerli katkı fiyatları güncellenmiştir. Biyokütleye dayalı üretim tesisleri için eski ve güncellenmiş fiyat tarifeleri ve yerli katkı fiyatları aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir.

Kaynak:
NREL
PwC Türkiye/ Biyokütle Ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış

Devamını Oku

Biyokütle

Biyokütle atık tedariği

Yayın Tarihi

on

Yazar

Günümüzde biyokütle kaynağına erişimde birtakım engeller bulunmaktadır, gelişmiş ülkeler bu sorunlara çok daha kalıcı ve etkili çözümleri hayata geçirmiştir. Erişim engelleri azaldıkça biyokütlenin tam potansiyeline yaklaşması sağlanabilir.

  • Ürün yetiştirme riskleri biyokütle ve biyoenerji sektörünün temeli olarak görülebilir; tahıl mahsullerinin varlığı özellikle biyoyakıt üretimi ve orman ile odun endüstrisi atıkları ise elektrik ve ısı gibi nihai ürünleri etkilemektedir. Uygun planlama ve devletlerin birtakım yönetmelikleri ile bu riskler azaltılabilir. Diğer faktörler arasında ikim değişikliği sonucu değişen yağış trendleri ve verimliliği azalan topraklar verilebilir. Biyokütle kaynağının üretimi, tedariğin ilk halkasıdır ve sıkı politikalar ile güçlendirilmesi biyokütle sektörünün önünü açacaktır.
  • Tarım, orman, kentsel ve endüstri atıklarının biyokütle tesislerine ulaşması ise atık tedariğinin bir diğer ayağıdır. Türkiye’de atık çoğunlukla kaynağında ayrıştırılmadığından tesislere karışık halde gelir. Avrupa’da ise tesislerin ayrışmış ve kaliteli atığa ulaşması çok daha kolaydır. Ayrışmış atık doğrudan uygun işleme sokulur, gelen hammadde özelinde yeni teknolojiler geliştirmeyi daha kolaylaştırır ve atık türüne göre ek ‘temiz’ atık ile çalışmak tesis ekipmanlarını yormaz ve OPEX değeri düşer. İstikrarlı ve destekleyici devlet stratejileri, mevzuatlarda yapılacak olan düzenlemeler santrallerin biyokütle kaynaklarına ulaşmasında önemli rol oynamaktadır.
  • Biyokütle sektöründeki şirketler sadece belediyelerin topladığı ve tesislere taşıdığı atıklar ile beslenmek yerine yeni tedarik modelleri üzerine çalışmaktadır. Örneğin bazı sanayi fabrikaları ile kendileri anlaşarak atıkları onlardan doğrudan toplamak veya büyük marketlere kuracakları otomatlar ile müşterilerden dönen atıkları toplamak gibi iş modelleri geliştirmektedir. Böylece sanayi yan ürünleri kazanılmış olur, atıkların nereye gittiğinin takibi yapılabilir, kaynakta ayrıştırma kolaylaşır, ihtiyaca göre biyokütle hammaddesi seçilebilir, toplum çöp ayrıştırma ve tekrar kullanıma teşvik edilebilir ve daha fazla ambalaj geri kazanılabilir.
  • Benzer şekilde çiftçiler ile de anlaşılarak tarımsal ve hayvansal atıklar toplanabilir. Çiftçilerin hayvan dışkılarını kendi ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı yakacak için kullanmak yerine depolaması onlara da ek gelir sağlayabilir.
  • Biyokütle sektöründeki Ar-Ge çalışmaları farklı hammaddelerin kullanılabilirliği konusunu da gözetmektedir; evsel arıtma çamurundan ısı ve elektrik üretimi üzerine çalışmalar gibi.
  • ATY kapsamında evsel ve endüstriyel katı atıklar belirli işlemlerden sonra tehlikeli, tehlikesiz, geri kazanılabilir gibi sınıflara ayrıştırılarak yüksek ısıl değere sahip yanabilir durumdaki geri dönüşümsüz özelliğe sahip sınıftakilerden türetilen katı yakıtlar, çöp gazı üretimi gibi klasik gömme yöntemlerine ek gelir oluşturma potansiyeline de sahiptir. Bu katı yakıtlar paletleme (briketleme) adımlarını içeren bir dizi işlemden geçer. Böylece tek tip, depolanabilir ve kolayca taşınabilir boyutlara getirilerek doğrudan kullanılabilir veya satışa da sunulabilir. Atığın toplanması ve transferi garanti altına alınabildiği sürece ATY tesislerine yatırım artacak ve yeni iş alanları oluşacaktır. Bu gelişmelerde yasal mevzuat eksikliği atık tedariğini zorlaştırmaktadır.

Kaynak:
PwC Türkiye/ Biyokütle Ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış

Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com