Connect with us

Biyokütle

Ambalaj atıkları

Published

on

Ambalaj atıkları, üretim artıkları hariç, özellikle ürünlerin sunumu için kullanılan ve ürünlerin kullanımından sonra oluşan atıkları kapsamaktadır. Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği, 27.12.2017 tarihli ve 30283 sayılı Resmi Gazete’de yürürlüğe girmiştir

Bu kapsamda, ambalaj atıkları diğer atıklardan ayrı toplanıp geri dönüştürülmeye başlanmıştır. Ambalaj atıkları, ayırma tesislerinde toplanarak malzemelerine göre ayrılmaktadır.

Ambalaj atık miktarı ve geri kazanım oranları

2018 yılında bertarafı AAK Yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilen ambalajlar incelendiğinde, toplamda 3.893 bin ton ambalaj atığı piyasa sürülmüş, bu ambalajların %61’i geri kazanılmıştır.

Piyasaya sürülen ambalaj atıklarının malzemeleri içerisinde en büyük oranı kağıt/karton atıkları oluşturmakta ve onu sırasıyla plastik ve cam atıkları takip etmektedir. Bununla birlikte, 2018 yılında geri kazanım oranı en yüksek olan ambalaj atığı da kağıt/karton atıklar olmuştur

Ambalaj atıklarının geri kazanım oranları (%, 2018) 2018 yılında ambalaj atıkları içerisinde en yüksek geri kazanım kağıt/karton atıkları için olurken, cam atıkların geri kazanımı en düşük seviyede gerçekleşmiştir.

Kağıt/karton %93,4

Metal %68,3

Kompozit %64,2

Plastik %62,6

Ahşap %31,2

Cam %27,3

Ambalaj atığı işleme tesisleri sayısı

Yönetmeliğe göre, ambalaj atığı toplamaayırma ve geri dönüşüm tesislerinin lisans almaları gerekmektedir. 2018 yılı itibariyle toplam toplama ayırma tesislerinin sayısı 731, geri dönüşüm tesisi sayısı ise 1.128 seviyesine ulaşmıştır.

Yönetmeliğe göre, ambalaj atıkları belediyeler tarafından veya belediyeler adına toplanmaktadır. Ambalaj atıklarını diğer atıklardan ayırarak biriktiren, toplayan ve taşınmasını sağlayan belediyeler, bu süreçlerin planlamasını hazırlayarak Bakanlığa sunmaktadır. Ambalaj atığı yönetim planı onaylı belediye sayısı 2008 yılında 45 seviyesindeyken 2018 itibariyle bu sayı 478’e ulaşmıştır.

Tehlikeli atıklar

İmalat sanayi işyerleri, termik santraller, organize sanayi bölgeleri, maden işletmeleri ve sağlık kuruluşları 2018 yılında 15,1 milyon tonu tehlikeli olmak üzere 66,8 milyon ton atık oluşturdu.

Canlılar ve çevre için tehlike oluşturabilecek kanserojen, yakıcı, yanıcı, patlayıcı, tahriş edici ve zararlı atıklara tehlikeli atık denilmektedir. Kullanım süresi geçen veya standart dışı ürünler, kontamine olmuş/kirlenmiş, niteliği bozulmuş, dökülmüş veya yanlış kullanıma maruz kalmış maddeler, endüstriyel kalıntılar, yüzey işlemleri kalıntıları, değerini kaybetmiş cisimler tehlikeli atıklara örnektir.

  • Biyolojik kökenli organik atıklar
  • Enfekte atıklar (tehlikeli madde ile kontamine olmuş ambalajlar, boya kutuları, kimyasal kaplar, bez ve eldiven, yağ teneke ve varilleri gibi)
  • İnorganik atıklar (asit ve baz, siyanür içeren atıklar, asbest kalıntılar gibi)
  • Madeni yağ atıkları
  • Kimyasal kökenli organik atıklar (kirlenmiş klorlu solventler, boya ve reçine atıkları, vernik kalıntıları, biosid ve pestisitler, eski piller ve aküler, civalı ve floresan ampuller, kartuş ve tonerler gibi)
  • Motor, makine, mineral ve benzeri atık yağlar (yağlı araç parçaları, metallerin mekanik olarak işlenmesi esnasında oluşan ve yağ bulaşmış metal talaşları, metalik çamurlar gibi )

Kaynak:
PwC Türkiye/ Biyokütle ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış
TC. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TÜİK

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Biyokütle

Biyokütle için uygulanan temel destek mekanizmalarının gelişimi

Published

on

By

Mevzuat ve yönetmelikler kapsamındaki destek mekanizmaları, tüm biyokütle uygulamaları için gerekli olmakla birlikte, biyokütlenin gelişimi için özel politikalara da ihtiyaç duyulmaktadır.

Biyoenerji için politika girişimleri, biyoenerji için uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunda etkili olabilmekte ve desteklerin uzun vadeli devamlılığı, biyoenerjinin başarılı gelişimi için önem taşımaktadır. Geliştirilen politikaların, biyoenerjinin gelişim aşamalarını dikkate alarak tutarlı teşvikler sağlaması gerekmektedir. Biyoenerji üzerine geliştirilen politika ve stratejilerin; güvenilirlik, uygulanabilirlik, açıklık ve şeffaflık gibi kriterleri karşılaması gerekmektedir.

Farklı gelişim aşamaları için destek mekanizmaları

Biyoenerjinin gelişimindeki her aşama için belirli politikalar ve destek mekanizmaları geçerli olmaktadır.

Ar-Ge

Yatırım ile ilgili destekler, yatırım maliyetlerinin yarattığı engelleri azaltmaktadır. Bu destekler, doğrudan yatırım desteği, düşük faizli krediler ve yatırım maliyetlerini düşüren diğer mali önlemleri kapsamaktadır.

Gelişim

Piyasanın ilk aşamalarında desteklerin temel amacı teknolojinin tanıtılması ve geliştirilmesini sağlayarak maliyet açıklarını azaltmaktadır. Bu destekler, tarife garantileri (FiT), tarife primleri (FiP) ve vergi muafiyetleri gibi destekleri kapsamakta ve tedarik zincirinin farklı aşamalarında etkili olabilmektedir. Diğer taraftan, kota, sınırlar ve ihaleler gibi miktar temelli destek mekanizmaları da bulunmaktadır. Kota yükümlülükleri, tüketicilere, tedarikçilere veya üreticilere uygulanan minimum biyoenerji paylarını ifade etmektedir. Bunların yanı sıra, bir uygunluk mekanizması sağlayabilmesi için ticareti yapılabilen sertifikalar da geliştirilmektedir. Gelişim aşamalarına yönelik destekler, yeni teknolojilerin gelişimini ve piyasa oyuncularının bu teknolojilere erişimini sağlayabilmekte ve ürünlerin standartlaştırılmasını kolaylaştırabilmektedir.

Kitlesel piyasalar

Yeni bir teknolojinin piyasaya girişinin ardından, çeşitli yapısal destekler gerekli olabilmektedir. Bu destekler, biyoenerjinin olumlu dış etkilerini temel alarak geliştirilmektedir. Bununla birlikte, biyoenerji üretim seçeneklerini teşvik etmek için sürdürülebilirlik faktörlerini dikkate almak büyük önem taşımaktadır. Tek başına üretimi teşvik eden destekler yeterli olmamakla birlikte, enerji güvenliği, iklim değişikliğini azaltma ve ekonomik kalkınma gibi hedefleri de içeren kapsayıcı teşvikler geliştirilmelidir.

Kaynak:
PwC Türkiye/ Biyokütle Ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış

Continue Reading

Biyokütle

YEKDEM güncellemeleri

Published

on

By

Türkiye’de tarife garantisi, kullanılan teknolojiye göre farklılık göstermeksizin 133 $/MWh (117 €/MWh) seviyesinde uygulanmaktaydı. Her ne kadar yeni destek mekanizması yürürlüğe girmiş olsa da, 1/1/2021 tarihinden 30/6/2021 tarihine kadar işletmeye girecek olan Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Destekleme Mekanizmasına tabi YEK Belgeli üretim lisansı sahipleri için, 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun Kanuna ekli Cetvellerde yer alan fiyat tarifeleri ve yerli katkı fiyatları 31/12/2030 tarihine kadar uygulanmaktadır. 29/01/2021 tarihli ve 3453 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile birlikte, 01/07/2021 tarihinden itibaren işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için uygulanacak fiyat tarifeleri ve yerli katkı fiyatları güncellenmiştir. Biyokütleye dayalı üretim tesisleri için eski ve güncellenmiş fiyat tarifeleri ve yerli katkı fiyatları aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir.

Kaynak:
NREL
PwC Türkiye/ Biyokütle Ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış

Continue Reading

Biyokütle

Biyokütle atık tedariği

Published

on

By

Günümüzde biyokütle kaynağına erişimde birtakım engeller bulunmaktadır, gelişmiş ülkeler bu sorunlara çok daha kalıcı ve etkili çözümleri hayata geçirmiştir. Erişim engelleri azaldıkça biyokütlenin tam potansiyeline yaklaşması sağlanabilir.

  • Ürün yetiştirme riskleri biyokütle ve biyoenerji sektörünün temeli olarak görülebilir; tahıl mahsullerinin varlığı özellikle biyoyakıt üretimi ve orman ile odun endüstrisi atıkları ise elektrik ve ısı gibi nihai ürünleri etkilemektedir. Uygun planlama ve devletlerin birtakım yönetmelikleri ile bu riskler azaltılabilir. Diğer faktörler arasında ikim değişikliği sonucu değişen yağış trendleri ve verimliliği azalan topraklar verilebilir. Biyokütle kaynağının üretimi, tedariğin ilk halkasıdır ve sıkı politikalar ile güçlendirilmesi biyokütle sektörünün önünü açacaktır.
  • Tarım, orman, kentsel ve endüstri atıklarının biyokütle tesislerine ulaşması ise atık tedariğinin bir diğer ayağıdır. Türkiye’de atık çoğunlukla kaynağında ayrıştırılmadığından tesislere karışık halde gelir. Avrupa’da ise tesislerin ayrışmış ve kaliteli atığa ulaşması çok daha kolaydır. Ayrışmış atık doğrudan uygun işleme sokulur, gelen hammadde özelinde yeni teknolojiler geliştirmeyi daha kolaylaştırır ve atık türüne göre ek ‘temiz’ atık ile çalışmak tesis ekipmanlarını yormaz ve OPEX değeri düşer. İstikrarlı ve destekleyici devlet stratejileri, mevzuatlarda yapılacak olan düzenlemeler santrallerin biyokütle kaynaklarına ulaşmasında önemli rol oynamaktadır.
  • Biyokütle sektöründeki şirketler sadece belediyelerin topladığı ve tesislere taşıdığı atıklar ile beslenmek yerine yeni tedarik modelleri üzerine çalışmaktadır. Örneğin bazı sanayi fabrikaları ile kendileri anlaşarak atıkları onlardan doğrudan toplamak veya büyük marketlere kuracakları otomatlar ile müşterilerden dönen atıkları toplamak gibi iş modelleri geliştirmektedir. Böylece sanayi yan ürünleri kazanılmış olur, atıkların nereye gittiğinin takibi yapılabilir, kaynakta ayrıştırma kolaylaşır, ihtiyaca göre biyokütle hammaddesi seçilebilir, toplum çöp ayrıştırma ve tekrar kullanıma teşvik edilebilir ve daha fazla ambalaj geri kazanılabilir.
  • Benzer şekilde çiftçiler ile de anlaşılarak tarımsal ve hayvansal atıklar toplanabilir. Çiftçilerin hayvan dışkılarını kendi ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı yakacak için kullanmak yerine depolaması onlara da ek gelir sağlayabilir.
  • Biyokütle sektöründeki Ar-Ge çalışmaları farklı hammaddelerin kullanılabilirliği konusunu da gözetmektedir; evsel arıtma çamurundan ısı ve elektrik üretimi üzerine çalışmalar gibi.
  • ATY kapsamında evsel ve endüstriyel katı atıklar belirli işlemlerden sonra tehlikeli, tehlikesiz, geri kazanılabilir gibi sınıflara ayrıştırılarak yüksek ısıl değere sahip yanabilir durumdaki geri dönüşümsüz özelliğe sahip sınıftakilerden türetilen katı yakıtlar, çöp gazı üretimi gibi klasik gömme yöntemlerine ek gelir oluşturma potansiyeline de sahiptir. Bu katı yakıtlar paletleme (briketleme) adımlarını içeren bir dizi işlemden geçer. Böylece tek tip, depolanabilir ve kolayca taşınabilir boyutlara getirilerek doğrudan kullanılabilir veya satışa da sunulabilir. Atığın toplanması ve transferi garanti altına alınabildiği sürece ATY tesislerine yatırım artacak ve yeni iş alanları oluşacaktır. Bu gelişmelerde yasal mevzuat eksikliği atık tedariğini zorlaştırmaktadır.

Kaynak:
PwC Türkiye/ Biyokütle Ve Biyoenerji Sektörlerine Genel Bakış

Continue Reading

Trendler