Connect with us

Sektör Haberleri

Müsilaj oluşumuna karşı yerli buluş: Eko-bataklık

Published

on

Ankara Üniversitesi Toprak Bilimi bölümünden Prof. Dr. Günay Erpul ve Tarım ve Orman Uzmanı Adem Bilginin, müsilaj oluşumuna karşı üretilen döngüsel ekonomik eko-bataklık çözümünü konu alan makalesi, Avrupa Çevre ve Dünya Bilimleri Dergisinde yayınlandı. Ekolojik bataklık, atık suların içindeki azot ve fosforu döngüsel ekonomiye geri kazandırıyor ve baca gazlarının atmosfere salımını azaltıyor. 

Başta Marmara Denizi olmak üzere, Ege Denizi ve Karadeniz’deki doğal yaşamı tehdit eden müsilaj sorunu, yalnızca ülkemizin değil dünyanın da gündeminde. Son olarak 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Tarım ve Orman Uzmanı Adem Bilgin’in buluşu hakkındaki Ankara Üniversitesi Toprak Bilimi bölümünden Prof. Dr. Günay Erpul ile ortak yazarlık yaptığı “Su Arıtmayı Yeniden Tanımlama: Atıksu Arıtma Tesislerinin Bir Dünya Sistemi Sorunu Olarak Belirlenmesi ve Bu Soruna Meydan Okumak için Döngüsel Ekonomik Eko-bataklık Sistemi” başlıklı bilimsel makale, Avrupa Çevre ve Dünya Bilimleri Dergisi’nde (European Journal of Environment and Earth Sciences) yayınlandı. Türk uzmanlar, müsilaj oluşumuna ve iklim değişikliğine yönelik buluşu konu eden makalede çözümün, doğadan ilham alan ve eko-bataklık adı verilen bir yöntemden geçtiğine işaret ediyor.

Kanalizasyondaki ağır metal ve mikroplar yanıp beton oluyor”

Dünyada her gün milyarlarca metreküp kanalizasyon suyunun arıtıldığını, bunun sonucunda ortaya çamur ve baca gazı çıktığını ifade eden Adem Bilgin, bunun majör bir ekolojik, hatta dünya çapında bir sistem sorunu olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Arıtma mühendisliği sadece analitik değil aynı zamanda holistik olmalı, yani doğal madde döngüleri ve kütlenin korunumu kanunuyla uyumlu olmalı. Döngüsel ekonomik eko-bataklık ismini verdiğim doğadan ilham alan ve sentetik ekolojik teknoloji, atıksu arıtma tesisinin deşarja gidecek son suyunda deşarj öncesi dikey tarım ile pleksi borularda yosun üretmeyi ve böylece fosfat ve azotu son sudan iyice çekmeyi kapsıyor. Elde edilen yosunlar da dipten baca gazı verilen yapay havuzlarda, bataklıklaşma, müsilaj oluşturma ve çökelme ile kuma ve en küçük doğal toprak parçası dediğimiz agregata çevriliyor. Bunlar da arıtma sonrasında ortaya çıkan çamurunun yakılmasıyla elde edilen küllerle karıştırılarak beton haline getiriliyor. Yani doğada zaten büyük karbon rezervleri olan doğal bataklıkları kontrollü olarak kopyalıyor ve karasal kökenli azot, fosfat, karbon beton ve biyokütleye çeviriyor. Kanalizasyondaki ağır metal ve mikroplar yanıp beton oluyor. Sistem, baca gazlarının sülfürünü alıp gübre yaptığı ve kalan gazları biyokütle ve betona çevirdiğinden, hidrojen sülfit dediğimiz doğal bataklıklara kokusunu veren ve hem insanlar için toksik hem de kimyasal aşındırıcı madde de oluşmuyor. Düzenli hasat edilen yosunlar ve bataklık ürünleri gübre, selüloz, kozmetik ve ilaç sanayi başta olmak üzere çeşitli kullanımlar için paketleniyor. Ayrıca kimya sektörü için çimento ve hidrojen üretimi de yapılıyor. Yosun üretimi zaten AB Biyokütle Stratejisi’nin özellikle döngüsel ekonomi ve iklim değişikliği için önerdiği bir husustur, biz bir adım öteye giderek yosundan da toprak yapıyoruz, karbonu yere bağlıyoruz.” dedi.

Türkiye için de çok büyük bir ithalat kalemi durumundaki fosfor, karalarda bitme-tükenme tehlikesiyle karşı karşıya”

Eko-bataklıkları ekolojik durak yerleri olarak tanımlayan Prof. Dr. Günay Erpul ise atık suların doğal su yolu, nehir ve denizlere verilmeden önce, eko-bataklık sistemi ile temizlenerek döngüsel ekonomiye geri kazandırılabileceğini söyledi. Erpul, “Azot ve fosfor içeren ticari gübreler, gün geçtikçe daha çok kullanılıyor. Büyük ölçekli kimyasal olarak etkin azot ve fosfor akılarına yol açan bu gübreler, insan sağlığı ve çevre üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturuyor. Öte yandan, yenilenemeyen bir kaynak olan ve Türkiye için de çok büyük bir ithalat kalemi durumundaki fosfor, karalarda bitme-tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Dolayısıyla besin maddesi döngüsü açısından azot ve fosfor kazanımları ve yeniden kullanımları arzu edilen bir uygulama. Bu noktada eko-bataklıklar besinlerin biyolojik asimilasyonu açısından oldukça önemli fırsatlar sunuyor. Eko-bataklıklarda besin maddesi döngüsünü ve besin maddesi geri dönüşümlerini sağlamak için çok çeşitli atık sular kullanılıyor. Evsel, mandıra, tekstil üretimi, tabakhaneler vb. atık suları bunlara en yaygın örnekler. Müsilaj sorunu ile karşılaştığımız bu günlerde, özellikle eko-bataklıklarda biyolojik asimilasyon yoluyla bitki ve alg yetiştirilmesiyle fosforu tekrar besin döngüsüne sokmak uzun vadede oldukça güvenilir bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

Sürdürülebilir tarım için ön koşulun bitki besin maddelerinin verimli devridaimi olduğunu da hatırlatan Erpul, sözlerini şöyle noktaladı: “Belirli ölçülerde temizlenmiş atık suların tahliye edildiği sucul ve deniz bazlı ekosistemler de bu işlemlerden azami fayda görecek. Eko-bataklık sisteminde küçük bir alanda yapılan dikey tarım, suda tahliye öncesi ekstra azot ve fosfat arıtması ve bunların karada geri dönüştürülmesini sağlayacak.”

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Sektör Haberleri

Türkiye, enerjide oyun kurucu ülke olma yolunda

Published

on

By

Rusya Başkanı Vladimir Putin’in ‘Türkiye Avrupa’nın gaz merkezi olabilir’ sözü ile Türkiye’nin küresel enerji arzındaki konumu bir kez daha teyit edildi. Hırvatistan ve Kanada’da enerji yatırımları bulunan iş adamı Murat Türel, “Putin, AB’ye Türkiye üzerinden gaz satmayı planlıyor. Avrupa’da bu konuya sıcak bakıyor. Türkiye küresel gaz piyasasında oyun kurucu ülke pozisyonuna yükseldi. Karadeniz gazı da bu liderliği perçinleyecek” dedi.

Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan savaş, küresel enerji arzında ciddi sıkıntılara neden oldu. Avrupa’nın Rusya’ya uyguladığı ambargolar sonrası, Moskova’nın gaz tedarikini kesmesi, AB ülkelerinde ciddi sıkıntılara yol açtı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Azerbaycan gazı dahil olmak üzere Avrupa’nın ihtiyacını karşılayacak enerji koridorunun Türkiye’den geçmesi, ülkemizin önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Geçtiğimiz yıllarda Hırvatistan’daki en büyük petrokimyasal tesisini, 2022 yılı başlarında ise Kanada’da aktif petrol üretimi tesisini satın alan iş adamı Murat Türel, dünyanın ciddi bir enerji krizinden geçtiğini belirterek, Türkiye’nin bu durumu fırsata çevireceğini ifade etti. Türkiye’nin jeopolitik konumu gereği önemli enerji rezervlerinin ortasında olduğunu söyleyen Murat Türel, “Yakın zamanda ülkemiz enerjide oyun kurucu ülke pozisyonuna yükselecek” dedi. Türel, Rusya Başkanı Putin’in ‘Türkiye’yi enerji merkezi konumunda getireceğiz’ sözüne de dikkat çekerek, “Avrupa Rus gazına mecbur durumda. Çünkü alternatifleri zayıf. Rusya Türkiye’de yapacağı enerji depolama merkezi ile Avrupa’ya ürün satacak. Avrupa Rusya’dan değil de Türkiye’den alacak.  Bu da Türkiye’nin gücüne güç katacak” dedi.

Karadeniz’de potansiyel çok daha fazla

Karadeniz’de keşfedilen gazın tahmin edilenden daha yüksek olduğunu söyleyen Murat Türel, “Son yıllarda hükümetin enerji alanında attığı adımlar meyvelerini yeni vermeye başladı. Sondaj ve arama gemileri, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini ortaya çıkardı. Birçok ülkenin cesaret edemediği atılımlarda bulunuldu. Bu gelişmeler ışığında ilk olarak Karadeniz’de büyük bir rezerv keşfedildi. İlk etapta Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak olan rezervin boyutu tahmin edilenden çok daha fazla. Çünkü Karadeniz’deki aramalar daha da genişleyecek. İleride ise enerji ihraç eden ülke pozisyonuna yükseleceğiz” açıklamasında bulundu.

Akdeniz de iyi bir saha

Rezerv keşfi kadar, çıkarılarak üretime ve satışa geçmesinin de önemli olduğunu söyleyen Murat Türel, “Aynı şekilde depolama kısmı da önem arz ediyor. Tuz Gölü altında yer alan depolama sahası bizim için önemli. Çıkarıp, işleyip, depoladıktan sonra satışı gerçekleştirecek bir sistemi oturtursak. Türkiye ileride çok güçlü pozisyona yükselecektir. Aynı zamanda Akdeniz gazı da Karadeniz gazı kadar değerli. Orada küresel devlerin bir rant savaşı var. Türkiye kendi hakları çerçevesinde bu bilek güreşinde başarılı olacağını düşünüyorum” dedi.

 

Continue Reading

Sektör Haberleri

KPMG ve Enerji IQ’nun Türkiye’nin 2021 enerji piyasası karnesini yansıtan raporu yayımlandı

Published

on

By

KPMG ve Enerji IQ iş birliği ile hazırlanan “Enerji Sektörel Bakış, 2021” raporu Türkiye’nin elektrik, doğal gaz ve akaryakıt piyasalarının 2021 yılındaki görünümüne dair önemli bilgilere yer veriliyor. Rapora göre Türkiye’de toplam elektrik tüketiminde %9’luk yıllık büyüme yaşanırken meskenlerde yıllık elektrik tüketimi yaklaşık 3.000 kWh oldu. Doğal gaz talebinin neredeyse tamamının ithalat yoluyla karşılandığının ve en fazla doğal gaz ithal edilen ülkenin Rusya olduğunun belirtildiği rapora göre Türkiye’nin ham petrol stoku, net ithalatı 100 gün karşılamaya yetecek düzeyde.

Denetim, vergi, kurumsal finansman ve danışmanlık alanında teknoloji temelli hizmetler sunan KPMG ve enerji piyasasına yönelik bilgi ve danışmanlık hizmetleri veren Enerji IQ tarafından ortak hazırlanan, Türkiye’deki enerji sektörünün 2021 yılı görünümünü ortaya koyan “Enerji Sektörel Bakış” raporu yayımlandı. Global ve yerel ekonomik görünümün yanı sıra son küresel gelişmeler ışığında hazırlanan raporda, Türkiye’nin elektrik, doğal gaz ve akaryakıt piyasalarının görünümüne dair önemli bilgilere yer veriliyor.

Raporla ilgili değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Petrol ve Doğal Gaz Lideri Hakan Demirelli, “Enerji sektörünün küresel trendleri ve yerel gündeme ilişkin yorumların yanı sıra Türkiye elektrik, doğal gaz ve akaryakıt piyasalarının geçmiş dönemlerle karşılaştırmalı 2021 yılı analizlerini içeren raporumuz, enerji piyasalarına ilgi duyan herkese bu konularda tek başına yeterli bir kaynak olma özelliği taşıyor” dedi.
KPMG Türkiye Elektrik ve Altyapı Lideri Erman Durmaz ise raporu, “Enerji sektöründeki dijital yenilik, piyasalardaki değişkenlik ve dekarbonizasyon için artan talep ve diğer faktörlerin yönlendirdiği dönüşümü ele alan 2021 yılı enerji sektörü raporumuzun sektördeki tüm oyuncalar için işlerini nasıl ayarlayacaklarını, değişen müşteri taleplerini nasıl karşılayacaklarını ve yeni fırsatlardan nasıl yararlanacaklarını araştırırken yararlanabilecekleri iyi bir kaynak olacağını inanıyorum” şeklinde değerlendirdi.

Enerji piyasasında doğru bilgiye ve güvenilir analize hızlı ulaşmanın artan önemine dikkat çeken Enerji IQ Bilgi Servisleri Genel Müdürü Emre Ertürk de “Enerji piyasasında veriye erişimin önündeki engeller büyük oranda kalktı. Ancak, güvenilir bilgiye ve öngörüye dayanan analizlere duyulan ihtiyaç sürekli artıyor. KPMG ile birlikte hazırladığımız raporun, bu gereksinimi karşılamasını umuyoruz” dedi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki aylık payı ilk defa 50’ye ulaştı
Rapora göre 2021 yılında Türkiye’nin elektrik üretimi %9 artışla 329 TWh’e ulaştı. Rüzgâr ve güneş santrallerinin elektrik üretiminde payı toplamda %13’e çıkarken, düşük su seviyelerinden dolayı hidroelektrik santrallerin yıllık elektrik üretiminde %29 azalma kaydedildi. Elektrik enerjisi üretiminde hidroelektrik santrallerinin payındaki bu düşüş, doğal gaz santrallerindeki artan üretim ile karşılandı. Güneşe dayalı kurulu güç yıl sonunda 7,9 GW’a ulaşırken, toplam 117 TWh olarak gerçekleşen yenilenebilir üretimin %64’ü Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında faaliyet gösteren santrallerden geldi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki aylık payı ilk defa Nisan 2021’de %50’ye ulaştı.

Toplam elektrik tüketiminde %9’luk yıllık büyüme yaşandı
Elektrik tüketimindeki yıldan yıla değişim, Türkiye’nin GSYH büyüme oranıyla uyumlu bir şekilde ilerledi. Öte yandan, her yıl artmaya devam eden kişi başı elektrik tüketimi son 10 yıldır kişi başına düşen GSYH’den tamamen ayrışmış göründü. Türkiye’nin toplam elektrik tüketimi, 2021 sonu itibarıyla %9’luk yıllık büyümeyle 327 TWh’e ulaştı. Elektrik tüketiminde sanayi %44 ile başı çekerken, bunu %24’lük eşit pay ile mesken ve ticarethaneler izledi. Aydınlatma ve tarımsal sulama, sırasıyla %2 ve %5 ile elektriğin diğer tüketim alanlarını oluşturdu.

Meskenlerde yıllık elektrik tüketimi yaklaşık 3.000 kWh oldu
Yıl sonu itibarıyla mesken abone sayısı 39 milyona yaklaştı, ticarethane abone sayısı ise 7 milyonu geçti. 2020’nin ikinci yarısındaki azalmaya karşın 2021 yılı abone sayısındaki en yüksek artış hızı %8 ile sanayide oldu ve 87 bini geçti. Ülke genelinde mesken abonesi başına ortalama yıllık elektrik enerjisi tüketimi yaklaşık 3.000 kWh olarak hesaplandı. Güncel serbest tüketici limiti ise yıllık 1.100 kWh olarak belirlendi.

Elektrik üretiminde son beş yılın en yüksek artışı
Elektrik üretimi son beş yılın en yüksek artışı olan yıllık %9’luk büyüme ile 329 TWh olarak gerçekleşti. Elektrik üretiminde doğal gazın payı geçen iki yıla kıyasla arttı ve %33 olarak gerçekleşti. Doğal gaz santrallerini sırasıyla toplam %30 ile ithal kömür ve linyit santralleri ve toplam %17 ile akarsu ve barajlı hidroelektrik santraller izledi. 2021 yılında hidroelektrik santrallerin üretimindeki düşüş, doğal gazdaki artış ile karşılandı.

Enerji üretiminde rüzgâr ve güneş rekor kırdı
Yenilenebilir enerji ile ilgili verilerin de yer aldığı rapora göre, 2021 yılında enerji üretiminde hem rüzgâr hem de güneş rekor kırdı ve üretimde payları sırasıyla %9 ve %4 oldu. Hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, biyokütle ve güneş santrallerinden gelen toplam yenilenebilir elektrik üretimi 117 TWh ile yıllık üretimin %35’ini sağladı. Yenilenebilir üretimin %64’üne karşılık gelen 74 TWh YEKDEM kapsamında gerçekleşti. YEKDEM katılımında rüzgâr santralleri 25 TWh ile ilk sırada, hidroelektrik santraller ise 22 TWh ile ikinci sırada yer aldı.

Enerji fiyatlarında çok ciddi artışlar görüldü
2021 yılının özellikle son çeyreğinde elektrik piyasa fiyatlarında çok ciddi artışlar yaşandı. Artışın nedenleri arasında kısıtlamaların sona ermesi ile artan talep, kuraklıktan dolayı hidroelektrik santrallerin düşük doluluk oranları, mevsim normalleri üstündeki yaz sıcaklıkları, rekor düzeylere çıkan ithal kömür ve doğal gaz fiyatları ve doğal gaz ithalatında artan spot LNG’nin payı sayılabilir.

Türkiye’de doğal gaz talebinin %99’undan fazlası ithalat yoluyla karşılanıyor
2021 yılı, Türkiye doğal gaz piyasası için de kolay kolay hafızalardan silinmeyecek gelişmelere sahne oldu. Rapora göre Türkiye’nin ortalama yıllık tüketiminin %26’sına karşılık gelen 15,9 milyar m3 miktarlı uzun dönemli doğal gaz kontratlarının geçen yıl içerisinde sona ermeye başlaması, ülkenin doğal gaz arz tercihlerini yeniden belirlemesi gerekliliğini ortaya çıkardı. Yıllık doğal gaz talebi 60 milyar m3 seviyesine ulaşan Türkiye; Almanya ve İtalya ile birlikte Avrupa’nın en büyük pazarlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak Türkiye’nin doğal gaz üretiminin 2011 – 2021 döneminde ulaştığı 476,82 milyon m3 ortalama miktar, talebin %99’undan fazlasının ithalat yoluyla karşılanmasına neden oluyor. Türkiye Avrupa’nın en büyük pazarlarından biri olmayı sürdürse de sınırlı doğal gaz üretimi, talebin neredeyse tamamının ithalat yoluyla karşılanmasına neden oluyor.

Türkiye’nin en fazla doğal gaz ithal ettiği ülke Rusya
Türkiye, 2021 yılı içerisinde ithal ettiği 58,70 milyar m3 doğal gazın %44,87’sine karşılık gelen 26,34 milyar m3’ü Rusya Federasyonu’ndan ithal etti. Boru hatları ile gaz ithal edilen İran’ın payı 9,43 milyar m3 ile %16,07 olurken, Azerbaycan’ın payı ise Nisan 2021 döneminde süresi biten 6,6 milyar m3/yıl kontrat nedeniyle 8,82 milyar m3 ile %15,03 oranına geriledi. Azerbaycan’dan ithal edilen doğal gaz miktarı, bu nedenle bir önceki seneye göre 2,73 milyar m3 azaldı.

Türkiye’nin ham petrol stoku, net ithalatı 100 gün karşılamaya yetecek düzeyde
Doğal gaza benzer şekilde ülkemizin ham petrol ihtiyacının %90’ı da ithalat yoluyla karşılanıyor. Türkiye 2021 yılında 3,4 milyon ton ham petrol üretti. Bu toplam 34,8 milyon ton olan arzın %10’unu oluşturdu. Derlenen aylık bildirimlere göre Türkiye’nin rafinerilerinde tutulan toplam ham petrol stoku, 2021 yılı sonu itibarıyla ülkenin net ithalatını 100 gün karşılamaya yetecek düzeyde.

Türkiye, günlük ham petrol üretimini 2023 yılına kadar %75 oranında artırmayı hedefliyor
Artan ham petrol talebi ve arzda %90 oranında dışa bağımlılık karşısında son yıllarda yeni petrol sahaları için arama çalışmalarını hızlandı. Mevcut kuyuların çoğunun üretim verimi, sahaların ilerleyen yaşı nedeniyle düşüyor. Ancak TPAO, günlük ham petrol üretiminin 2023 yılına kadar %75 oranında artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda yeni konvansiyonel olmayan arama faaliyetlerine ek olarak, son yıllarda kamu envanterine katılan iki sismik araştırma ve üç sondaj gemisinden oluşan filoyla Karadeniz ve Akdeniz’de arama faaliyetlerine başlandı. Sakarya sahasındaki derin deniz sondajları sonucunda 2020 yılında Tuna-1 kuyusunda ve 2021 yılında Amasra-1 kuyusunda bulunan doğal gaz rezervleri, açıklanan ilk keşifler oldu.

Akaryakıtta en fazla talep motorinde
Türkiye’de yılda toplam 40 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip beş adet rafineri bulunuyor. Bu rafinerilerin 2021 yılında ürettikleri toplam 26,2 milyon ton akaryakıt, Türkiye’nin 37,4 milyon ton akaryakıt arzının %70’ini oluşturdu. Kalan 11,2 milyon ton ise %81’i motorin olmak üzere ithal edildi. Öte yandan 2021 yılında oluşan toplam talebin %78’i tüketime, %22’i ise ihracata yönelik oldu. Kısıtlamaların kalkmasıyla artan ulaşım faaliyetlerinin de etkisiyle akaryakıt talebi Mart 2021’den itibaren yükseldi. Motorin, 28,8 milyon ton ile toplam yıllık talebin %74’ünü oluşturdu. Bunu 4,7 milyon ton ile benzin ve 3,5 milyon ton ile havacılık yakıtları izledi. Denizcilik yakıtı talebi 1,3 milyon ton iken fuel oil talebi 0,5 milyon ton oldu.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Continue Reading

Sektör Haberleri

TWRE & Zorlu Enerji, Dünya Kadın Mühendisler Günü’nde enerjisi bitmeyen mühendis kadınları bir araya getirdi

Published

on

By

Zorlu Holding’in dünyadaki paydaş temelli dönüşüme yanıt veren ortak stratejisi olan Akıllı Hayat 2030 odağında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği sağlama konusunda proaktif davranan Zorlu Enerji, toplum için yüksek değer yaratacak etkinliklere imza atmaya devam ediyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği yaklaşımıyla iş gücüne eşit katılımı sağlamak amacıyla üzerine düşen tüm sorumlulukları sahiplenen Zorlu Enerji ve Turkish Women in Renewables and Energy (TWRE), Dünya Kadın Mühendisler Günü’ne özel olarak gerçekleştirilen ‘Enerjisi Bitmeyen Mühendis Kadınlar’ panelinde alanında uzman kadın mühendisleri ağırladı.

“İşin cinsiyeti olmaz uzmanı olur”

Dünya Kadın Mühendisler Günü’nün anlamına uygun olarak düzenlenen ‘’Enerjisi Bitmeyen Mühendis Kadınlar’’ panelinde, kadınların her meslekte uzmanlaşması için önünün açılması ve teşvik edilmesinin önemi konuşuldu. Sürdürülebilir bir toplum için ön koşulunun ‘’Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’’nin sağlanması olduğu ve mesleklerin cinsiyetten bağımsız olması gerektiği gerektiği konusunda dikkat çekilen panelde; kararlılık, emek ve cesaretle, kadınların mühendislik sektöründe, neler başarabileceği gözler önüne serildi.

Hayatın her alanında ve iş yaşamında ‘’Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’’nin desteklenmesi ve toplumda kadınların güçlendirilmesi yönünde daha fazla aksiyon alınması gerektiğine dikkat çekilen panel, TWRE Kurucu Başkanı Sedef Budak moderatörlüğünde, CIGRE Women in Engineering Yönetim Kurulu Temsilcisi Dilek Gürsu,

MÜKAD Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Züleyha Özcan, Akademisyen, Girişimci Dr. Duygu Erten, PE ve Zorlu Enerji Proje Yöneticisi Seher Kahraman’ın katılımı ile yapıldı.

 “Mühendislik, mesleki ayrımcılığın en fazla görüldüğü sektörlerden biri”

Kadınların işgücü piyasasındaki bugünkü konumlarına birçok mücadelenin neticesinde geldiklerini belirten TWRE Kurucu Başkanı Sedef Budak, kadınların mesleki ayrımcılığa en fazla maruz kaldığı sektörlerden birinin mühendislik olduğunu söyledi. Politika, akademi ve özel sektörde güçlü kadın rollerinin, bilim ve mühendislik alanında kadın istihdamını yükselteceğine dikkat çeken CIGRE Women in Engineering Yönetim Kurulu Temsilcisi, Dilek Gürsu, farklı bakış açısına sahip kadın mühendislerin özel şirketlerde ve kamuda desteklenmelerinin ülkemizde güçlü kadın rol modelleri ortaya çıkaracağını belirtti. MÜKAD Mimar ve Mühendis Kadınlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Züleyha Özcan da Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin tüm dünyanın sorunu olduğunu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini dikkate alarak ilerleyen ülkelerin ekonomilerinde ciddi bir büyüme yaşandığını ifade etti. Akademisyen, Girişimci Dr. Duygu Erten, PE ise sektörde mühendisler kadar ara elemanlara da ihtiyaç olduğunu belirterek, “Çocukların yeteneklerini genç yaşta keşfederek, yapacağımız doğru yönlendirmeyle iyi teknikerler yetiştirmeliyiz. Böylelikle ülkemizin yenilenebilir enerji teknolojilerinde ihtiyaç duyacağı ara eleman istihdamına da katkıda bulunmuş oluruz” dedi.

Zorlu Enerji olarak fırsat eşitliğini hayata geçirmek için çalışıyoruz”

Panelist olarak yer alan Zorlu Enerji Proje Yöneticisi Seher Kahraman Akıllı Hayat 2030 yaklaşımı doğrultusunda Zorlu Enerji’nin Eşit Bir Hayat programını uygulamaya aldığını ve bu programla şirket içi kadın istihdamının her geçen gün daha da arttırdığını paylaşırken, panelin kapanış konuşmasını yapan Zorlu Enerji Kurumsal İletişim Grup Müdürü Funda Küçükosmanoğlu, “Sürdürülebilirliğin temelinde olmazsa olmaz çalışanımız yer alıyor.  Bu nedenle fırsat eşitliğini sadece kadın istihdamı ve kariyer yönetimi alanında değil, işimizin tamamında hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Continue Reading

Trendler