Connect with us

Sektör Haberleri

Organik atıklar dünya çapında temiz enerji için büyük potansiyel barındırıyor

Yayın Tarihi

on

Organik atıklar dünya çapında temiz enerji için büyük potansiyel barındırıyor

Yeni IEA raporuna göre, dünyanın biyogaz ve biyometan kaynakları, sera gazı emisyonlarını azaltırken küresel gaz talebinin % 20’sini karşılayabilir.

Uluslararası Enerji Ajansı‘nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı yeni rapora göre, Dünya, bugünkü küresel gaz talebinin yaklaşık% 20’sini karşılayabilecek olan, organik atıklardan gaz üretme potansiyelinin sadece bir kısmını kullanıyor.

Modern toplumlar ve ekonomiler, sürdürülebilir kalkınma için çok boyutlu faydaları olan biyogaz ve biyometan, temiz enerji kaynakları üretmek için git gide artan miktarlarda organik atık ortaya çıkarmaktadırlar. Biyogaz, topluluklar için lokal güç ve ısı kaynağı ve haneler için temiz pişirme yakıtı sunmaktadır. Bunun biyometana yükseltgenmesi, net gaz emisyonları olmaksızın doğal gazın enerji sistemine sağlayacağı tüm katkıları beraberinde getirir.

IEA Genel Direktörü Dr. Fatih Birol “Biyogaz ve biyometan sürdürülebilir bir enerji geleceğinde önemli roller oynayabilir. Ancak şu an atık kesme ve emisyonları azaltma fırsatını kaçırıyoruz” diyor. “Hükümetlerden gelecek baskı, biyogaz ve biyometana enerji, ulaşım, tarım ve çevre üzerindeki faydaları ile gerekli ivmeyi verebilir.”

Dünyanın her bölgesi biyogaz ve / veya biyometan üretmek için gereken kapsama sahiptir. IEA’nın Biyogaz ve Biyometan Görünümü raporuna göre, bu amaçlar için sürdürülebilir hammaddelerin varlığı, 2040 yılına kadar% 40 oranında büyüyecek.

En büyük potansiyel, doğal gaz tüketiminin ve ithalatının son yıllarda hızla büyüdüğü Asya-Pasifik bölgesinde yatmaktadır. Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Afrika’da da önemli miktarlarda kapasite vardır.

IEA raporunda incelenen biyometan kaynaklarının çoğunun üretimi, bölgelerindeki mevcut doğal gaz fiyatlarından daha pahalıdır. Ancak maliyet farkının zamanla daralması öngörülmektedir. Kaçınılması gereken karbondioksit ve metan emisyonlarının değerinin bilinmesi, biyometanın arzu edilen maliyet-etkinliğini gerçekleştirilebilmesi için gereken yolu uzatmaktadır.

Bu gazların üretimi ve kullanımı, kaynakların sürekli olarak kullanıldığı ve yeniden kullanıldığı, enerji hizmetlerinde artan talebin karşılanabildiği ve aynı zamanda daha kapsamlı çevresel faydaların sağlanabildiği bir daire ekonomisi düşüncesini içermektedir.

Dr. Birol, “Hükümetler temiz enerji geçişlerini hızlandırmaya çalışırken, biyometan ve biyogaz gibi düşük karbonlu gazların önemini unutmamalılar” dedi. “Diğer faydalarının yanı sıra biyogaz ve biyometan, kırsal alanda yaşayanları ve endüstrileri enerji sektörünün dönüşümüne dahil etmek için bir yol sunuyor”.

Sektör Haberleri

Tanay Sıdkı Uyar, WBA başkan yardımcılığına seçildi

Yayın Tarihi

on

Dünya Biyoenerji Birliği (WBA) 2020 dönemi yıllık toplantısında Christian Rakos yönetim kurulu başkanlığı görevine getirildi. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar ise WBA’nın yeni yönetim kurulunda başkan yardımcılarından biri oldu.

2020 dönemi yıllık toplantısını online olarak gerçekleştiren Dünya Biyoenerji Birliği (WBA) yeni yönetim kurulunu belirledi. WBA yönetim kurulu başkanı Christian Rakos oldu. Fizikçi olan Rakos, tüm profesyonel yaşamını yenilenebilir enerji kullanımı ile uğraşarak geçirdi. Önce Avusturya Bilimler Akademisi Teknoloji Değerlendirme Enstitüsü’nde, ardından Avusturya Enerji Ajansı’nda, son olarak da Avusturya Pellet Derneği Genel Müdürü olarak görev yaptı. Rakos aynı zamanda Avrupa Pellet Derneği’nin kurucu başkanı ve Avusturya Çevre Koruma Bilimciler Forumu ve Avusturya Çevre ve Teknoloji Derneği yönetim kurulu üyesiydi. Bununla birlikte Rakos, Avusturya Biyokütle Birliği ve Yenilenebilir Enerji Avusturya Şemsiye Derneği yönetim kurulu üyesidir.

WBA Yönetim Kurulu Başkanı Rakos şunları söyledi: “Biyoenerjinin sürdürülebilir kullanımı iklim değişikliğiyle mücadelemizde önemli bir rol oynuyor. Modern teknolojiye ve sürdürülebilir yönetime dayalı biyoenerjinin kullanılması büyük bir potansiyele sahiptir. Bu bağlamda katkıda bulunmak benim için büyük bir zevk ve onurdur. Bir geçişin sağlanması ve sürdürülebilir biyoenerji kullanımının sağlanması WBA’nın yeni başkanı olarak benim en önemli hedefimdir.

Türkiye’den Prof. Dr. Uyar yönetim kurulunda yer aldı

WBA’nın yeni yönetim kurulu dünya çapında pek çok ülkeden profesyoneller yer aldı. Türkiye’den Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, yönetim kurulunda yer aldı ve başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Tanay Sıdkı Uyar aynı zamanda Eurosolar Türkiye Başkanlığı görevini de yürütüyor.

Devamını Oku

Biyokütle

Türkiye’nin en büyük ikinci biyokütle santrali 2020’de devrede

Yayın Tarihi

on

Yazar

Siemens buhar türbinleri

Samsun Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali, 250 bin ton zirai ve ormansal atıktan, yılda yaklaşık 200 milyon kWh yenilenebilir enerji üretecek. Santralde Siemens’in 27MWe gücündeki SST-300 buhar türbini kullanılacak.Türkiye’nin en büyük ikinci biyokütle santrali unvanına sahip olan tesis, Ağustos 2020’de devreye alınacak.

Siemens, yüksek verimlilik sunan türbinleriyle Türkiye’nin atık bertarafına ve temiz enerji üretimine katkıda bulunmayı sürdürüyor. Oltan Köleoğlu Enerji’nin yatırımcısı olduğu ve Mimsan Endüstri Kazanları A.Ş’nin taahhüt sorumluluğunu üstlendiği Samsun Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali’nde (BES) Siemens’in 27MWe gücündeki SST-300 buhar türbinleri için sözleşme imzalandı.

Tesis, yılda 250 bin ton zirai ve ormansal atık bertaraf edecek ve yaklaşık 200 milyon kWh yenilenebilir elektrik enerjisi üretecek.

Siemens, bu sayede ‘sıfır atık’ ve ‘yerli enerji’ alanlarında ülkemizin enerji politikasına ciddi katkı sağlayacak. Samsun Çarşamba BES’in Ağustos 2020’de devreye girmesi planlanıyor.

Öte yandan aynı grubun yakın zamanda devreye alınacak bir diğer büyük yatırımı olan 27MW’lık Afyon Eber BES projesinde de yine Siemens SST-300 Buhar Türbini tercih edilmişti. Siemens’in 2018 yılında dahil olduğu projede, türbin montaj faaliyetlerinde artık son aşamaya gelindi. Her iki santral, Siemens buhar türbinleriyle elektrik üretmeye başladığında, Türkiye’nin en büyük ikinci biyokütle santrali unvanını paylaşacak. Siemens’in Türkiye’de imzaladığı 9 ayrı biyokütle santralinde toplam kurulu güç yaklaşık olarak 80MW’a ulaştı.

Biyokütle projelerine türbin de, finansman da Siemens’ten…

Samsun Çarşamba BES projesinde 27MW çıkış gücünde Kondenserli Buhar Türbini, yardımcı ekipmanlar ve türbin kontrol sistemi sağlayacak olan Siemens; montaj ve devreye alma süreçlerini de Türkiye’deki uzman mühendis kadrosuyla yönetecek.

Proje kapsamına göre çeşitli finansman modelleri sunabilen Siemens, Samsun Çarşamba BES projesinde leasing çözümü sağladı. Finansal kiralama çözümü, uygun ödeme koşulları ile proje nakit akışına olumlu katkı sunmaktadır. Ayrıca günlerle ifade edilebilecek kısa onay süresi ile biyokütle projelerinin yaşadığı termin sorunlarının aşılmasında da ciddi destek sağlıyor.

Türkiye’de kurulu, deneyimli bir servis organizasyonu olması; işletme güvenilirliği açısından Siemens’i ön plana çıkartıyor. Her iki santral devreye alındıktan sonra, türbinin kesintisiz çalışması için uygun bakım ve servis hizmetleri de Siemens tarafından sağlanabilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Sektör Haberleri

Petrol Piyasası Raporu: 2020’ye bakış

Yayın Tarihi

on

Bu raporla, 2020 yılına ilk bakışımızı yayınlıyoruz. Rapor hazırlanırken petrol fiyatları, Mayıs sonunda 70$ düzeyinden 60$ düzeyine ciddi bir düşüş gösterdi. Yakın zaman kadar, İran, Venezuela, Libya durumları ve Viyana Anlaşması gibi bir dizi tanıdık belirsizliğin hâkim olduğu tedarik tarafında odaklanılmıştı; bu da fiyatları Nisan başında yukarı taşımış ve Mayıs sonuna kadar orada kalmıştı. Tedarikle ilgili bu kaygılar ortadan kalkmadan, Umman Körfezi’ndeki iki tankere yapılan saldırıyla %4’lük bir artış meydana geldi, ardından hafifçe indi.

Ekonomik hassasiyetin azalmasıyla birlikte şimdi odak noktası petrola talebe kaydı. Mayıs’ta OECD 2019 için küresel GSH büyümesini % 3.2 olarak verdi ki, bu oran önceki varsayımımızdan düşük. Hollanda Ekonomi-politik Analiz Bürosu verisine göre de, on yıl önceki finansal krize göre dünya ticaretindeki büyüme en yavaş veçhesine girdi.

Petrola taleple ilgili durumun sonuçları belirginleşmeye başladı. 2019 1. Çeyreğinde büyüme, 2018 1. Çeyreğindeki çok güçlü artışla karşılaştrırıldığında sadece 0.3 milyon varil/gün idi. Bu sayı da 2011 4. Çeyreğinden bu yana karşılaşılanların en düşüğü. Günlük talebin 0.6 milyon varil azaldığı OECD ülkelerindeki zayıflık tüm bölgelere yayıldı. Bunda, Japonya’da ılık geçen kış, Avrupa’da petrokimya endüstrisinde görülen yavaşlama ve ABD’de benzin ve mazot talebinin azalması faktörleri etkiliydi ve bu da dışarıya, kötüleşmekte olan bir ticaret görünümü veriyordu.  Tezat olarak, OECD üyesi olmayan ülkelerdeyse, günlük 0.9 milyon varillik bir talep artışı görüldü. Şimdiyese, yılın ikinci yarısı için bir iyimserlik mevcut ve gelecek yıl, iyileşmiş bir ekonomi gözlemlenecek.

Beklenen talep artışını karşılamaksa bir sorun ortaya çıkaracağa benzemiyor. OPEC üyesi olmayan ülkelerden yeteri kadar tedarik sağlanacak. ABD, bu yıl ortaya çıkacak günlük 1.9 milyon varillik tedarik artışının %90’ını karşılayacak; 2020 yılındaysa OPEC üyesi olmayan kesimin payı, Brezilya, Kanada ve Norveç tarafından desteklenen ABD kazanımlarıyla günlük 2.3 milyon varil düzeyinde gerçekleşecek. Bu ay sonunda, talebin kuvveti ve rakiplerindeki sürekli tedarik artışının getirdiği belirsizlikle karşı karşıya kalmış olan Viyana Anlaşması taraf ülkelerinin bakanları, verim anlaşmalarının kaderini tartışmak amacıyla bir araya gelecekler.

Son olarak, ABD ve Avrupa’daki yüksek bakım ve Japonya ve Kore’deki düşük işletim faaliyetleri düzeyleri; buna ek olarak Druzhba boru hattındaki sızıntı dünya rafineri işlemlerindeki artışın zayıf kalmasına neden oldu. Tahminlerimize göre bu değişebilir; Ağustos’taki ham petrol işleme miktarı Mayıs’a göre günlük 4 milyon varil daha yüksek olacaktır. Buysa, ham petrol piyasalarında, Viyana Anlaşması’ndaki varil kesintileri uzatılırsa ve İran ile Venezuela’da bir değişiklik meydana gelmezse daralmaya yol açabilir. Pek tabii ki, durum daha çok yıl sonundaki petrol talebinin kuvvetine bağlı olacaktır.

2020’ye ilk bakışımızdan çıkarılabilecek açık mesaj, büyük bir jeopolitik şok yaşanmadığı ve OPEC üyesi ülkelerinin günlük fazladan 3.2 milyon varillik kapasitesi bulunduğu sürece, her düzeydeki talebi karşılayabilecek yeterli miktarda OPEC üyesi olmayan ülke tedariğinin bulunduğudur. Bu da tüketiciler ve şu anda kırılgan durumdaki küresel ekonominin sağlığı için, petrol fiyatlarındaki tırmanışı sınırlandıracağı için iyi bir haberdir. Ancak, bu da, orta vadede ihtiyaç duyulacak yeni kapasite yatırımı bağlamında üreticilerin ihtiyaçlarına karşı bir pozisyon olarak da ele alınmalıdır.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com