Connect with us

Biyokütle

Fındık kabuğu ve mısır sapından elektrik üretiyorlar

Yayın Tarihi

on

Trabzon merkezli Oltan ve Köleoğlu Elektrik ve Enerji Üretimi Ticaret AŞ tarafından Çorum’un Mecitözü ilçesinde kurulan santralde, bitkisel atıklar enerjiye dönüştürülüyor.

Enerji sektöründe 2014 yılının başlarında faaliyetlerine başlayan Oltan ve Köleoğlu Enerji, biyokütle olarak adlandırılan ve genellikle bitkisel ve tarımsal atıkların kullanılmasıyla elde edilen enerji uygulamalarıyla dikkati çekti.

Oltan ve Köleoğlu Elektrik ve Enerji Üretimi Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de, bitkisel atık olarak da nitelendirilen farklı organik atıklar kullanılarak enerji üretiminin geliştiğini söyledi.

Doğan, biyokütle olarak adlandırılan ve genellikle bitkisel ve tarımsal atıkların kullanılmasıyla elde edilen enerji uygulamalarında Çorum’un Mecitözü ilçesinde ilk santrali kurduklarını anlattı.

“Atıklar ekonomik değer haline gelecek”

Kurdukları santralde fındık kabuğu, mısır ve ayçiçeği sapı ile odun talaşının yakılmasıyla enerji ürettiklerini vurgulayan Doğan, şöyle devam etti:

“Bu santralde 45-50 bin ton bitkisel atık yakılarak yılda 35 milyon kilovatsaat enerji üretilecek. Zaman içinde santralin kapasiteli 100 megavata kadar yükseltilecektir. Hedefimiz biyokütle enerjide hem bitkisel atıkları değerlendirmek hem çevre kirliliğini önlemek hem de enerjide dışa bağımlı olan Türkiye’nin kendi öz kaynaklarını kullanarak tasarruf sağlayabilmektir.”

Şirket olarak ikinci santrali Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinde kurmayı planladıklarını ifade eden Doğan, bu kapsamda inşaat çalışmalarının sürdürüldüğünü kaydetti. Doğan, “Kuracağımız tesiste yılda yaklaşık 150 bin ton ham maddenin yakılması ile 2020 yılının başından itibaren yaklaşık 175 milyon kilovatsaat net elektrik üretmeyi planlıyoruz. Üretilmesi planlanan brüt enerjinin yaklaşık yüzde 15’i santralin yardımcı tesislerinin elektrik tüketimine harcanacak olup, geriye kalan yaklaşık yüzde 85’i ise satılacaktır.”

Atıkların ekonomik değer haline geleceğine dikkati çeken Doğan, “Bunun dışında bugüne kadar hiç kullanılmayan bu atıklarla kırsal kesimde yeni bir gelir imkanı da sağlıyoruz. Bitkisel atıklarla üreticilerimiz az da olsa yeni bir gelir kaynağına kavuşuyorlar. ” dedi.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Biyokütle

Türkiye’nin en büyük ikinci biyokütle santrali 2020’de devrede

Yayın Tarihi

on

Yazar

Siemens buhar türbinleri

Samsun Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali, 250 bin ton zirai ve ormansal atıktan, yılda yaklaşık 200 milyon kWh yenilenebilir enerji üretecek. Santralde Siemens’in 27MWe gücündeki SST-300 buhar türbini kullanılacak.Türkiye’nin en büyük ikinci biyokütle santrali unvanına sahip olan tesis, Ağustos 2020’de devreye alınacak.

Siemens, yüksek verimlilik sunan türbinleriyle Türkiye’nin atık bertarafına ve temiz enerji üretimine katkıda bulunmayı sürdürüyor. Oltan Köleoğlu Enerji’nin yatırımcısı olduğu ve Mimsan Endüstri Kazanları A.Ş’nin taahhüt sorumluluğunu üstlendiği Samsun Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali’nde (BES) Siemens’in 27MWe gücündeki SST-300 buhar türbinleri için sözleşme imzalandı.

Tesis, yılda 250 bin ton zirai ve ormansal atık bertaraf edecek ve yaklaşık 200 milyon kWh yenilenebilir elektrik enerjisi üretecek.

Siemens, bu sayede ‘sıfır atık’ ve ‘yerli enerji’ alanlarında ülkemizin enerji politikasına ciddi katkı sağlayacak. Samsun Çarşamba BES’in Ağustos 2020’de devreye girmesi planlanıyor.

Öte yandan aynı grubun yakın zamanda devreye alınacak bir diğer büyük yatırımı olan 27MW’lık Afyon Eber BES projesinde de yine Siemens SST-300 Buhar Türbini tercih edilmişti. Siemens’in 2018 yılında dahil olduğu projede, türbin montaj faaliyetlerinde artık son aşamaya gelindi. Her iki santral, Siemens buhar türbinleriyle elektrik üretmeye başladığında, Türkiye’nin en büyük ikinci biyokütle santrali unvanını paylaşacak. Siemens’in Türkiye’de imzaladığı 9 ayrı biyokütle santralinde toplam kurulu güç yaklaşık olarak 80MW’a ulaştı.

Biyokütle projelerine türbin de, finansman da Siemens’ten…

Samsun Çarşamba BES projesinde 27MW çıkış gücünde Kondenserli Buhar Türbini, yardımcı ekipmanlar ve türbin kontrol sistemi sağlayacak olan Siemens; montaj ve devreye alma süreçlerini de Türkiye’deki uzman mühendis kadrosuyla yönetecek.

Proje kapsamına göre çeşitli finansman modelleri sunabilen Siemens, Samsun Çarşamba BES projesinde leasing çözümü sağladı. Finansal kiralama çözümü, uygun ödeme koşulları ile proje nakit akışına olumlu katkı sunmaktadır. Ayrıca günlerle ifade edilebilecek kısa onay süresi ile biyokütle projelerinin yaşadığı termin sorunlarının aşılmasında da ciddi destek sağlıyor.

Türkiye’de kurulu, deneyimli bir servis organizasyonu olması; işletme güvenilirliği açısından Siemens’i ön plana çıkartıyor. Her iki santral devreye alındıktan sonra, türbinin kesintisiz çalışması için uygun bakım ve servis hizmetleri de Siemens tarafından sağlanabilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Biyokütle

Biyokütle dönüşüm teknolojileri

Yayın Tarihi

on

Biyokütle materyalleri biyokütle çevirim teknikleri ile işlenerek katı, sıvı ve gaz yakıtlara çevrilir. Çevrim sonunda biyodizel, biyogaz, biyoetanol, pirolitik gaz gibi ana ürün olan yakıtların yanı sıra, gübre, hidrojen gibi yan ürünler de elde edilmektedir. Biyokütleden enerjinin yanısıra, mobilya, kağıt, yalıtım malzemesi yapımı alanlarında da yararlanılmaktadır.

Biyokütle Kaynakları Kullanılan Çevrim Teknikleri, Bu Teknikler Kullanılarak Elde Edilen Yakıtlar ve Uygulama Alanları

Doğrudan Yakma

Biyokütlenin doğrudan yakılarak enerji üretilmesi, bilinen en eski yöntem olmasına karşın, son yıllarda verimi yükseltmek için yeni yakma sistemleri geliştirilmektedir.
Yanma, biyokütle içindeki yanabilir maddelerin oksijenle hızlı kimyasal tepkimesi olarak tanımlanır. Bu ısı veren bir tepkimedir ve kimyasal tepkime sonucu ortaya çıkan atık maddeler karbondioksit, su buharı ve bazı metal oksitlerdir.

Havasız Çürütme

Havasız çürütme biyolojik bir işlemdir. Oksijensiz ortamda yaşayabilen mikroorganizmalar tarafından yapılır. Organik madde + bakteri + su = metan + karbondioksit + hidrojen, kükürt + kararlı, gübre + bakteri olarak ifade edilir. Bu işlem ancak tümüyle oksijensiz bir ortamda gerçekleşebilir. Bilindiği gibi biyokütle, mikroorganizmalar yardımıyla, oksijensiz ortamda fermantasyona uğrayarak, geride değerli bir gübre, metan gazı ve karbondioksit bırakmaktadır.

Fermantasyon

Biyokütlede, bilindiği üzere değişik oranlarda, hemiselüloz ve lignin bulunmaktadır. Selüloz enzimatik hidrolizin arkasından uygulanan, kimyasal hidroliz, enzimler veya kimyasal işlemler ile glikozla parçalanabilir. Kimyasal hidroliz şartları bazen glikozu bozabildiği için, bu işlem son derece dikkatle yapılması gerekmektedir. Glikozun fermantasyonu ile etanol, aseton, bütanol gibi ürünlere eş değer bir çok kimyasal ürün elde edilebilir.

Piroliz

Piroliz, biyokütleden gaz elde etmek için kullanılan en eski ve basit bir yöntemdir. Oksijensiz ortamda odunun 900oC‘ye kadar ısıtılması ile oluşan kimyasal ve fiziksel olaylar dizisi olarak tanımlanır. Piroliz sonucu gazlar, katran, organik bileşikler, su ve odun kömürü gibi maddeler elde edilir.

Gazlaştırma

Gazlaştırma, karbon içeren biyokütle gibi katıların yüksek sıcaklıkta bozunması ile yanabilir gaz elde etme işlemidir. Bu işlem sırasında denetimli bir şekilde yakıt hücresine verilen hava ile biyokütle yakılır. Çıkan ürünler arasında hidrojen, metan gibi yanabilir gazların yanı sıra karbonmonoksit, karbondioksit ve azot bulunur.

Biyofotoliz

Biyofotoliz, bazı mikroskobik alglerden güneş enerjisi yardımıyla hidrojen ve oksijen elde edilme işlemidir. Deniz suyu içindeki bu algler bir tür güneş pili gibi çalışarak deniz suyunu fotosentetik olarak ayrıştırmaktadır.

Devamını Oku

Biyokütle

Avrupa Yatırım Bankası biyokütle borcu nedeniyle mahkemelik

Yayın Tarihi

on

Yazar

Avrupa Yatırım Bankası-ClientEarth davası

Avrupa Yatırım Bankası, İspanya’daki borcu nedeniyle bölgenin en yüksek ikinci mahkemesi tarafından mahkemeye verildi. Avukatlar çevreye zarar verildiğini iddia ediyorlar.

Dava, kar amacı gütmeyen çevre savunucusu grup ClientEarth tarafından açılıyor. Grubun amacı, AB avukatlarının, EIB’nin kendi yenilenebilir enerji finansmanı kriterlerini çiğneyip çiğnemediğini ortaya çıkarması. Londra merkezli grup, bir AB finansman kurumunun iklim yükümlülükleri ve şeffaflık nedeniyle ilk defa yargıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Lüksemburg’daki AB Genel Mahkemesi’nde 8 Ocak’ta açılan dava, İspanya’nın kuzeyinde Galicia’da bir biyokütle enerji santrali kurmak 60 milyon € dan fazla bir borçla ilgili. EIB sözcüsü, Curtis Teixeiro santralinin, borçlanma hedefleriyle uyumlu göründüğünü, ekonomik, finansal, teknik ve çevresel olarak da  mantıklı olduğunu düşündüklerini açıkladı.

ClientEarth tarafından yapılan bir açıklamaya göre, projenin düşük verimlilikli ve yenilenebilir enerjiler için EIB’nin finansman eşiklerini karşılamaz olarak nitelendirilmesine karşın bankanın borç kararını gözden geçirmeyi reddetti.

İklim değişikliği savaşçılarının son silah tercihi yasalar

Hükümete bağlı olmayan örgüt, hava temizliğinin yetersiz korunmasına yerel ve ulusal idarelerin dikkatini çekme konusunda Avrupa’da büyük başarılar elde etti. Grup İngiltere Yüksek Mahkemesi’nde, hükümetin AB temiz hava düzenlemelerini sürekli ihlal ettiğini gösteren bir davayı kazandı.

ClientEart, Alman NGO Deutsche Umwelthilfe ile birlikte, Avrupa’nın en büyük ekonomilerinde, ülkelerin en yoğun nüfuslu şehirlerinde havayı en kötü şekilde kirleten dizel araçların yollardan çekilmesiyle sonuçlanan davaları gündeme getirdi.

ClientEarth avukatı Anna Heslop, “Kamu parasını kullanmasına karşın, EIB, fon kararlarıyla ilgili olarak çok az bilgilendirme yapıyor ve AB yasalarının  gerektirdiği kararlara uymayı reddediyor.” Açıklamasını yaptı. “Olumlu bir yargılama, NGO’ların, iklimde büyük etkisi olanlar gibi çevreyi etkileyen tüm türden politikalarının finansmanınında EIB’nin dikkatli davranmasını sağlamalarının yolunu açacaktır.”

Biyokütle santralinin finansmanının iç denetimini yapmayı reddeden EIB, NGO’ların bankalardan yönetim kararlarını gözden geçirmelerini istemesine imkan tanıyan Aarhus düzenlemesi altınfaki haklarını da inkar etmiş oluyor.

kaynak: Bloomberg

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com